Hiperaktivte çocuklarda yerinde duramama,
dikkatini bir konu üzerinde yoğunlaştıramama
gibi belirtilerle ortaya çıkan bir öğrenme ve
davranış bozukluğudur.
Hiperaktivite bu gün en sık rastlanan
rahatsızlıklar arasında görülmekte ve bir çok
yönüyle tartışılmaktadır. Hiperaktivite tanısı
konan çocukların tedavisinde yaygın olarak ilaç
kullanılır. İlaç kullanımı, hiperaktivite
tanısının ne ölçüde doğru olduğu konusunu
özellikle önemli hale getirir. Hiperaktivite
doktorların yanısıra öğretmenler ve anne
babalarında temel özellikleriyle tanıması
gereken bir rahatsızlıktır. Bebeklik döneminde
ortaya çıktığını düşünürsek, bilhassa anne
babaların bu konuda yeterince bilinçli olması
gerekir. Aşağıda hiperaktivetenin ne olduğu
açılanmaya çalışılmıştır.
Hiperaktivite Nedir?
Hiperaktivite kurallara dayalı davranışta ve
kronolojik yaşa göre dikkat düzeyinde görülen
gelişimsel bir bozukluktur. Hiperaktivite
çocuklarda hareketlilik ve yerinde duramama,
dikkatini bir konu üzerinde uzunca bir süre
yoğunlaştıramama gibi belirtilerle ortaya çıkan,
öğrenme yada davranışı olumsuz etkileyen bir
durumdur.
DSM IV Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/ Aşırı
Hareketlilik Bozukluğunun
Tanı Ölçütleri:
a) Dikkatsizlik
1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya
da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer
etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar,
2. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da
oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır,
3. Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman
dinlemiyormuş gibi görünür,
4. Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul
ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki
görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma
bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı
değildir),
5. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve
etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker,
6. Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren
görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da
bunlarda yer almaya karşı isteksizdir,
7. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da
etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder
(örn. Oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler,
kitaplar ya da araç-gereçler),
8. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlara kolaylıkla
dağılır,
9. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır.
b) Hiperaktivite/ Aşırı hareketlilik
1. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya
da oturduğu yerde kıpırdanıp durur,
2. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen
diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar,
3. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda
koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya
da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile
sınırlı olabilir),
4. Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları
geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama
zorluğu vardır,
5. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor
tarafından sürülüyormuş gibi davranır,
c) Dürtüsellik/ Ataklık
1. Çoğu zaman sorulan sorunun tamamlanmasını
beklemeden cevabını verir,
2. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır,
3. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da
yaptıklarının arasına girer.
(hiperaktivite-ataklık belirtilerinden altısı ya
da daha fazlasını, en az altı aydır uyumsuzluk
yaratacak ve gelişim düzeyine uygun olmayan
şekilde göstermesi gerekir)
-Çocukta yukarıda yer alan tanı ölçütlerinin
yanı sıra; temel belirtilerin 7 yaşından önce
başlaması, en az iki ortamda görülmesi, (okul ve
evde) ve 6 ay boyunca da devam ediyor olması
Yaygın gelişimsel bozukluk, zihinsel ve
gelişimsel yetersizlik ve diğer psikolojik
bozuklukların ve işitme ve görme
yetersizliklerin olmaması gerekmektedir.
-,Bireylerde okul öncesi dönemden itibaren
görülmeye başlayan DEHB’nin, tanısını
kesinleştirecek bir test bulunmamaktadır. Bu
nedenle DEHB’nin tanısının konulması çok yönlü
değerlendirmeyi ve farklı bilgi kaynaklarının iş
birliğini gerekmektedir. Klinisyenin tanı
araçları, ana baba çocuk görüşmesi, ana baba
çocuk gözlemi, ebeveyn ve öğretmen davranış
dereceleme ölçekleri, fiziksel ve nörolojik
muayene, bilişsel testler, işitme ve görme testi
gibi yaklaşımlardır. Çocuk-ergen ruh sağlığı ve
hastalıkları kliniklerinde DEHB tanısı, mevcut
belirtilerin yaş ve zihinsel düzeye göre
değerlendirilip çocuk psikiyatristleri ve klinik
psikologlar tarafından DSM-IV tanı ölçütlerine
göre konulmaktadır.
Bilişsel Gelişim Özellikleri:
- Zekaları normal ya da normalin üstünde
olmasına rağmen dikkatleri çok kısa süreli ve
çabuk dağıldıkları için genellikle öğrenme
problemleri yaşamaktadırlar.
-Genellikle başladıkları işi sonlandırmada
güçlük çekerler. Devamlı dikkat ve emek isteyen
işlerde çalışmak istemezler.
-Dikkatlerini uygun olarak ortama yönlendirmede
zorluk yaşamaktadırlar.
-Çalışmalarını plansız, düzensiz ve karmakarışık
bir biçimde sürdürürler.
-Günlük işlerinde genellikle unutkandırlar.
Randevularını, beslenme saatini, eşyalarını,
öğretmenin aileye gönderdiği mesajları vb.
sıklıkla unutabilmektedirler.
-Okuma ve yazma becerilerinde sıkıntılar
yaşayabilmektedirler.
-Bu çocukların bellek işleyişinde güçlükleri
vardır. Belleğe ilişkin asıl sorun, söylenen
sözün çocuğun dikkat alanına girmemesi nedeniyle
öğrenmede yetersizlik yaşanmasıdır. Aileler ve
öğretmenler sıklıkla bu çocukların
unutkanlıklarından yakınmaktadırlar. Bellek
sorunları özellikle çocuklardan bir şey
yapmaları istendiğinde ya da birkaç yönerge aynı
anda verildiğinde yaşanır.
Motor Gelişim Özellikleri:
-Bazı DEHB çocuklarda gelişimsel gerilik
görülebilmektedir. Motor koordinasyonu zayıf
olabilmektedir. DEHB olan çocukların çoğu ince
motor becerisi gerektiren işlerde özellikle yazı
yazmada zorluk yaşarlar.
Sosyal ve Duygusal Gelişim Özellikleri:
-Dikkat sürelerinin kısa ve atak olmaları
çocukların sosyal kuralları öğrenmelerini
güçleştirmektedir. Bu nedenle arkadaş bulmakta
ve kurallarına göre oyun oynamakta güçlük
çekebilmektedirler.
-Grup içinde oynarken ya da çalışırken sırasını
beklemekte zorlanmaktadırlar ve yönergelere ve
kurallara uymada zorluk yaşadıkları için sosyal
olarak uyumsuzluk göstermektedirler.
-Aşırı hareketlidirler.
-Eşyalarını, kitaplarını, kalemlerini ve
oyuncaklarını sık sık kaybetmektedirler.
-Ödevlerin ve etkinliklerin düzenlenmesinde
sıklıkla zorluk çekmektedirler. Çoğu kez olası
sonuçları düşünmeden kendini fiziksel olarak
tehlikeye atabilirler (sağına soluna bakmadan
caddeye fırlamak gibi),
-İsteklerini ertelemekte ve dürtülerini kontrol
etmekte zorluk çekebilmektedirler.
Dil ve Konuşma Özellikleri:
-Konuşurken ses ve sözcük atlamaları
görülebilir.
Nedenleri:
-DEHB'nin sıklığı DSM IV (Köroğlu, 1994)'ün
verilerine göre toplumda %3-5 arasında, erkek
çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla
olduğu tespit edilmiştir. DEHB'nin nedenleri tam
olarak bilinmese de psiko-sosyal ve biyolojik
faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir.
-Psiko-sosyal Etmenler:İlk çocukluk dönemindeki
eğitim hataları, aşırı beklenti (çocuktan
yapabileceğinden fazlasını bekleme) ,korkulu
olma, az ya da yanlış motivasyon, gelişim
krizleri, olumsuz yaşam şartları,
-Biyolojik ve Genetik Etmenler: Beyin
zedelenmesi , genetik etkenler, beyindeki
yapısal ve işlevsel anormallikler, biyokimyasal
değişimler,merkezi sinir sistemindeki yapısal ve
işlevsel bozukluklar.
Her hareketli Çocuk Hiperaktif Değildir?
-Hiperaktif
çocuklar bu özelliklerini taşımalarından dolayı
genellikle arkadaşlarıyla geçimsizlik yaşamakta,
derslerinde başarısız olmakta, sosyal ve
duygusal yaşamda yeterince olgun
davranamamaktadır. Ancak bu özellikler bir çok
normal çocukta ve hatta çok zeki çocuklarda da
görülebilir. Bu özellikler hiperaktif çocuklarda
görülmekle birlikte çocukları hiperaktif olarak
tanılamak için yeterli değildir. Çocuğa
hiperaktif tanısı konulabilmesi için, yukarıda
saydığımız belirtilerin yanı sıra bazı
koşullarında bulanması gerekir. Uzmanlar ancak
bu ek koşulların var olduğundan kesin surette
emin olduktan sonra hiperaktif tanısı koyarlar.
Söz konusu ek koşulların önemlileri şöyle
sıralanabilir.
-Belirtilerin bebeklik döneminde başlamış
olması.
-Belirtilerin en az 12 aydır devam etmekte
olması.
-Belirtilerin farklı ortamlarda aynı kalması;
örneğin çocuğun evde de okulda da aynı
belirtileri göstermesi.
-Davranışların çocuğun bulunduğu yaş gurubuna
göre açıkça farklı olması.
-Ailenin yada öğretmenin çocuğun dikkat azlığı,
huzursuzluğu, düşünmeden
hareket etmesi gibi durumlardan şikayetçi
olması.
-Çocukta otizm, psikoz, zeka geriliği gibi başka
rahatsızlıkların olmaması da dikkate alınan
unsurlardan biridir. Çünkü bu hastalığa sahip
çocuklar hiperaktivite ile benzer belirtiler
gösterebilirler. Çocuğun hiperaktiviteye mi
yoksa bu hastalıklara mı sahip olduğunun
anlaşılması ve bu hastalıkların hiperaktivite
ile karıştırılmaması için belirtilerin
netleştirilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde
çocuğun çok zeki olması durumunda da
hiperaktiviteye benzer özellikler görülebilir.
Ancak zeki çocuklar hiperaktif çocuklardan
farklı olarak, yalnızca bazı ortamlarda dikkat
toplayamaz ve yoğunlaşamazlar.
-Hiperaktif çocuklar evde ve okulda bir çok
davranış problemi yaşarlarken bazı durumlarda da
oldukça başarılı olabilirler. Örneğin grup
içinde sorun yaşayan bu çocuklar teke tek
ilişkilerde son derece rahat ve başarılı
olabilirler. Her iki cinsiyetteki hiperaktif
çocuklar da erkek öğretmen yada erkek doktorlar
ile rahat iletişim kurabiliyorlar, yabancı
ortamlarda diğer çocuklara göre daha uyumlu ve
huzurlu oluyorlar. Örneğin hiperaktif çocuklar
doktor muayenesinde çok daha rahat ve sorunsuz
olabilirler.
-Hiperaktif çocukların ileriki yaşamlarındaki
davranışları incelendiğinde, kaba motor
faaliyetlerinin azaldığı, huzursuzluk ve dikkat
dağınıklığı sorunlarının aynı kaldığı
%30-40’ında başta güven eksikliği olmak üzere
başka duygusal problemlerinin devam ettiği
görülüyor. Hiperaktif çocukların %50’sinde
öğrenme güçlüğünün kalıcı nitelikte olduğu,
sınıfta kalma oranının normal popülasyondan 2-3
kat daha fazla yaşandığı görülmüştür. Hiperaktif
çocukların arkadaş ilişkilerindeki sorunlarının
kalıcı olduğu, alkol kullanma alışkanlığının
ortalamanın üzerinde olduğu, evlilikte
geçimsizlik oranının yüksek olduğu tespit
edilmiştir. Ancak yine araştırmalar
göstermiştir ki hiperaktif çocukların en az
yarısı yetişkin yaşta gerekli uyumu
sağlayabilmektedirler. Hiperaktiveteden
çocukların gelecekte en az oranda etkilenmesi
için, belirleyici etkenlerin başında; aileden
gördükleri desteğin geldiği ve çocukken
yeterince sevilmeyen birinin yetişkin yaşta da
sevilmeyeceği belirlemiştir.
Hiperaktivitede Tedavi Yöntemleri
Hiperaktif tanısı olan çocukların
tedavisinde iki türlü tedavi yöntemi
kullanılmaktadır: İlaç ve psikolojik tedavi.
Tedavi süresinde anne babaların öğretmenlerin,
psikolog ve doktorların işbirliği yapmaları
gerekmektedir. Bu tedavinin amacına ulaşmasında
en önemli faktörlerden biridir.
-Genel olarak psikolojik tedavide amaçlanan
çocuğun kendine özgü yetersizliğini ortaya
çıkaracak yöntemleri uygulayıp çocuğu
yetiştirici eğitime almak, anne babaya eğitim
uygulamak ve son önlem olarak da anne babayı
tedaviye almaktır. Hiperaktif çocuğun tedavisine
başlamadan önce, anne babaya hiperaktivitenin
kalıcı nitelikte bir hastalık olduğunu açıklamak
gerekir. Bunu kabullenmede güçlük çeken aile ile
terapi yapılır. Bu terapide hiperaktivitede
iyileştirme yerine başa çıkma, hakim olma
yolları öğretilir ve anne babaya problemli
davranışları kontrol edebilmek için çocukla
kurulacak ilişkinin düzenlemesinde yardımcı
olunur.
-Hiperaktif çocuk önce bir dizi davranış
ölçeklerinden geçirilir. Bu noktada öğretmen de
devreye girer çünkü bu davranış ölçeklerinden
bazıları çocuğun okuldaki davranışlarını tespit
etmeyi içerir. Bu yüzden davranış ölçeklerinin
bazıları öğretmen tarafından çocuğa uygulanır,
ayrıca öğretmenin çocuğu gözlemlemesinden
tedaviye yarar sağlayacak bilgiler
çıkarılabilir. Daha sonra aileden çocuğun her
türlü davranışı hakkında bilgi alabilmek için
aile ile görüşülüp en son çocuk ile görüşülür ve
ondan da bilgiler alınmaya çalışılır.
Hiperaktivitenin tedavisinde uzman, aile,
öğretmen her an işbirliği içinde olmalıdır.;
çünkü bu hastalıklarla başa çıkmayı
kolaylaştırır, tedavide elde edilen başarıyı her
çevrede geçerli kılar.
-İlaç tedavisinde ise en sık kullanılan ilaçlar
amfetamin ve benzeri ilaçlardır. Bu ilaçlar
çocuğun davranışı acilen kontrol altına alma,
aileyi duygusal açıdan rahatlatma ve diğer
terapilere yardımcı olmak amacıyla
kullanılmaktadır. İlaçlar konsantrasyon ve
dikkat süresini arttırmada, yönergeye uymayı
desteklemede, düşünmeden hareket etmeyi ve
hareketliliği azaltmada etkili olmaktadır. Ancak
bu ilaçların kimi yan etkileri olabilmektedir.
Şu da unutulmamalıdır ki ilaçlar çocuğun zeka
düzeyini yükseltmede yada okul başarısını
arttırmada etkin değildir; çocuğun uyumlu sosyal
davranış göstermesini sağlayamaz ve çocuğun
sorunlarına devamlı bir çözüm olarak
kullanılamaz. Bu nedenle ilaç tedavisinin
yanısıra mutlaka psikolojik tedavinin de
uygulanması gerekmektedir.
Konuşma ve Dil Becerileri:
-Bir çok hiperaktif çocuk dili anlar ve iyi
kullanabilir. Ancak onların, bir iş üzerinde
durma veya söylemek istedikleri şey üzerinde
zihinlerini konsantre etme zorlukları olduğundan
düşünüp söylemek istedikleri konuyu
karıştırabilirler. Bu sebeple ne söylediklerinin
anlaşılması zordur. Onların konuşması bilgi ve
fikir alışverişinden ziyade size, karışıklık ve
şaşkınlık içindeymişler gibi gelir. Buna ilave
olarak onların konuşması çoğu kez öyle hızlı
olur ki kelimeleri ve düşünceleri birlikte
konuştururlar. Bu sebepten bir çok hiperaktif
çocuk, istediklerini ifade edebilmek için
birinci derecede işaret lisanı kullanır. Onların
kendilerini ifade de kelimeleri kullanmaları
için teşvike ve cesarete ihtiyaçları vardır.
Anlama Becerileri
-Aşırı hareketli çocuklar, sessizce
oturamadıkları, talimatları veya açıklamaları
dinleyemedikleri ve bir iş üzerinde konsantre
olamadıkları için anlama becerileri kazanmada
güçlük çekerler. Onlar bir işi izledikçe o iş
güçleşir, ilgileri çabuk dağılır ve işlerinden
ayrılıp başka şeylere yönelirler.
-Hiperaktif çocuklar, sakin anlarında diğer her
zamanki anlarından da çok bilgili ve kabiliyetli
görülebilirler. Çocukların bu sakin ve huzurlu
anları, sınıfta gürültü seviyesi düştüğü ve
sınıf tenhalaştığı zaman en iyi şekilde elde
edilmektedir.
Benlik Kavramı
-Bir
çok hiperaktif çocuk kendini başarısız olarak
görür. Onlar genellikle, zorluğun kontrol
edemedikleri davranışlardan ileri geldiğinin
farkındadırlar. Bu hal onları hata yapma korkusu
içinde kıvrandırır. Çünkü onlar gerçekten
oyunlara katılıp oynamak ve diğer çocuklarla iyi
geçinmek istemektedirler. Gün boyunca aktif
olarak ihtiyaçları olan bazı şeyleri aradıkları
ama bulamadıkları görünümündedirler. Onlar,
koşturdukça bir yerlere çarparak sık sık yara
bnlanabilirler ve bu hal de onların kendilerini
yardımsız ve korunmasız hissetmelerine sebep
olur. Dikkatleri bir dakika sürebilir,
arkasından ağlama ve perişanlık gelebilir.
Sosyal Beceriler:
-
Hiperaktif çocuklar genel olarak büyüklere ve
diğer çocuklara karşı arkadaşçadırlar ve onlar
gibi olmak isterler. Büyüklerin sevgisini
kazanmak için onlara sık sık yardım ederler ve
böylece başarılarını en iyi şekilde göstermeye
çalışırlar. Bununla beraber, birlikte çalışma
esnasında işler ve etkileşim kurma üzerinde
konsantre olmadaki yetersizlikleri ve kısa bir
sürenin dışında, grubun bir parçası gibi hareket
edememeleri diğer çocuklarla oynamalarını
güçleştirmektedir. Oyunda sakin ve uygun giden
anlar sık sık bir itiraz veya kontrol edilmeyen
bir davranışla bozulmaktadır. Aniden saldırıcı
olabilirler veya hiçbir sebep olmadan
diğerlerinin işine, görevine karışabilirler.
Sıralarını bekleyememeleri, diğer çocukları
kızdırır. Aynı zamanda, devamlı ardı arkası
kesilmeyen manasız konuşmaları diğerlerini
sinirlendirebilmektedir.
-Hiperaktif çocukların bu sınırsız enerjisi kısa
süreli aktif işlere yöneltildiği zaman iyi
fonksiyonel olabilmekte ve iyi işbirliği
yapabilmektedirler. Ama katı kaideler, bu
çocukların amaçsız koşuşturmalarına, kaide
dışına çıkmalarına sebep olabilmektedir.
Hareket Becerileri:
-Bu
çocuklar için en zor iş, kaba ve ince hareket
becerilerini istenilene uygun bir biçimde
kullanmaktır. Açıkçası onlar sık sık kontrolsüz
bir şekilde yapılan vücut hareketlerinin kontrol
altına alınmasına yardım edebilmektedirler. Bu
devamlı hareketlilik başka alanlardaki
fonksiyonelliği çok zorlaştırmaktadır.
-Buna rağmen bu çocuklar tırmanma bisiklet sürme
ve atlama gibi kaba hareket oyunlarından zevk
alır görülmektedirler. Ancak bunların muntazam
olmayan hareket gelişimleri diğer çocuklarla
iyi, başarılı oyun oynamalarına bağlıdır.
Mesela, bir topu duvara atıp çarptırmayı çok iyi
başarabildikleri halde topu başka bir çocuğa
atmada zorluk çektikleri görülmektedir. Ayrıca
bir çok uzman bir çok hiperaktif çocuğun algısal
ve koordinasyon problemi olduğuna inanmaktadır.
Bu durum, bu çocukların kafalarını duvara,
masaya, diğer çocuklara çarpmış veya düşmüş
olabileceklerine bağlanmaktadır.
ÖĞRETMEN TUTUMU NE OLMALI?
-Sürekli gözlem altında tutabileceğiniz ön
sıralara oturtun. Yeri cam kenarı, pano yanı
gibi uyarıcılardan uzak olsun .
-Yanına daha sakin davranışları ile örnek
olabilecek , liderlik özelliği olan bir
arkadaşını oturtun.
-Ders süresi içinde zaman, zaman hareket imkanı
sallayan uygun aktivitelere yönlendirin.
(Tahtayı sil, kağıdı çöpe at, kitabı getir) Tüm
sınıfın katıldığı basit fiziksel egzersizler
yaptırılabilir. (baş sallama, omuz silkme, el
bileklerini çevirme)
-Bazen kendi kendine konuşması, bazı sesler
çıkarması, ayaklarını sallaması sizi
şaşırtmasın. O birkaç şeyi bir arada yapabilir.
Sizi dinlerken eli, ayalı başka bir şeyle
uğraşabilir. Bunu yadırgayıp durdurmaya
kalkışmayın.
-Ders anlatırken omzuna dokunun, saçını okşayın.
O daha çok görsel ve dokunsal uyaranlardan
etkilenir ve öğrenir. Sürekli göz önüne gelmeye
çalışın. Böylece onu daldığı alemden geri
getirebilirsiniz. .
-Sınıfta şakacı olmak, alışılmışın dışında
neşeli biri olun. Dersi esprilerle süslemek,
görsel-işitsel malzemelerle zenginleştirmek
işinizi kolaylaştıracaktır.
-Uzun yazdı ödev vermeyin. Bu durum onu yıldmr
ve çaresiz bırakır. Bu yüzden ödevlerini ayrı
verin.
-Küçük de olsa başarılarını sınıf içinde
onurlandırın. Övün, cesaret verin, onaylayın,
umutlandırın (..........yapışına hayran kaldım,
sana güveniyorum,senin düşüncen benim için
önemli.........) O kadar fazla başarısızlık
yaşarlar ki, vereceğiniz her türlü olumlu
tepkiye ihtiyaçları vardır.
-Tahtadakileri yazmak uzun zaman alabilir, ek
süre verin. Ödevlerini tam alıp almadığını
kontrol edin. Böylece bu çocukların en büyük
özelliklerinden biri olan ERTELEMENİN önünü
alabilirsiniz.
-Mutlaka ödevlerini kontrol edin. Yapmamışsa
nedenlerini araştınr ve o nedenleri gidermeye
çalışırsanız, ona yol göstermiş ve motive etmiş
olursunuz.
-Başarılı olduğu alanlarda ön plana çıkarın,
böylece kendine güven duygusu artacağı gibi
olumlu davranışlarını geliştirme yoluna
gidecektir.
-Dikkati dağılmaya başlayan öğrencinize
(anlattığınız konuyla ilgili olması şart değil)
basit bir soru sorun.
-Ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun.
Sezgileri genellikle çok gelişmiştir.
-Nasıl daha iyi öğrenebilecekleri konusundaki
en bıyık 'UZMAN' yine kendisidir.
-Kendi başlarına iç dünyalarını
düzenleyemedikleri için dış dünyalarının
başkaları tarafından düzenlenmiş olmasını
isterler. Onların yönlendirilmeye, sınırlar
konulmasına ve düzene ihtiyaçları vardır.
-Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar
çocuklara ceza vermek için değil, onların
rahatlığı ve çevrelerine güven duymalarını
sağladığı için konur.
Kuralları yazın ve her dakika göz önünde
olacağı bir yere asın. Çocuklar kendilerinden
ne beklendiğinden emin olduklarında,
çevrelerindeki kişilere daha fazla güven
duyacaklardır.
-Basit anlaşılması kolay direktifler verin.
İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın
, yazın, söyleyin. Çünkü direktifleri birden
fazla duymak ihtiyacındadırlar.
-Mümkünse, belli bir zaman içinde bitirilmesi
gereken sınavlar yapmayın. Sınavlara zaman
belirlemenin eğitsel bir değeri zaten yoktur.
Belirli bir zaman içinde bitirilmesi gereken
sınavlar, çocukların bildiklerini gösterme
fırsatı vermez. Bazen yazılı sınav yerine sözlü
sınav yapılabilir.
-Sınıf dışı bir iş oluşturarak, bazen sınıftan
çıkmasını sağlayınız. ( araç-gereç aldırma veya
gönderme .....)
-Çocuğun neler öğrendiğini sık, sık kontrol
edin. Bu kontroller sonucu çalışmaya devam eder,
kendilerinden neler beklendiğini bilir,
hedeflerine ulaşıp ulaşmadıklarını
gözlemleyebilir ve cesaretlenirler.
-Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay
parçalara bölün. Bu kural çocukların
öğrenmelerindeki en hayati kanıdır. Büyük
projeler öğrencileri hemen yıldırır ve 'Ben bunu
bitirmeyi asla başaramam' demelerine neden olur.
Bu durum öfke nöbetlerine veya yenilgiyi baştan
kabullenmek duygularının yerleşmesine neden
olur.
-Fazla heyecan oluşturmaktan kaçının.
Unutmayanız ki bu çocuklar kaynamakta olan süt
tenceresine benzerler, kaşla göz arasında,
taşarlar. Ateşi hemen söndürebilmek için sütten
gözünüzü ayırmamak gerekir.
. .
-Öğretirken konu başlıklarını kullanın, ana
fikir çıkarmayı öğretin. Bu yöntem, çocuğa
öğrenmeyi başardığı bilgilerin gerekli olduğu
duygusunu da aşılayacaktır. Çünkü genellikle
öğrendiklerinin gereksiz, hiç kullanılmayacak
olarak düşünürler.
-Sözlü ve yazdı anlatımı birlikte kullanın. Bu
tür bir eğitim, bilgileri hiç silinmeyecek
şekilde çocukların akıllarına
kaydedecektir.
-Çocukların kendilerini değerlendirmeleri için
onlara yardımcı olun. Çoğu zaman nasıl
davrandıklarının farkında değildirler. Onlara bu
bilgiyi yapıcı bir tavırla aktarın. (şimdi ne
yaptığının farkında mısın? Bunu başka bir
şekilde söyleyeceğini biliyor musun? Sen öyle
davrandığında, arkadaşının neden üzüldüğünü
biliyor musun?.......... )
-Eğer çocuk sosyal işaretlerden-zamanlama, ses
tonu, ve vücut dili ........—anlamıyorsa,
bunları ona öğretmelisiniz. (konuşmadan önce
arkadaşını dinleme, konuşurken karşıdakinin
gözlerine bakma......) Bu beceriler çocuklarda
doğuştan olmaz ama öğretilebilir veya
yönlendirilebilir.
-Öğrencilerin gruplar halinde çalışmalarına
ortam hazırlayın. Bir gruba ait olma duygusu
onlar için çok önemlidir.
-Öğrendiklerini daha sonra hatırlayabilmek için
küçük notlar yazmalarını önerin.
-Bu yöntem söylenenleri daha dikkatli
dinlemelerine neden olur.
-Ödev defteri tutturun. Bu defter aile ile
iletişimi sağlayacaktır.
-Anne-babayla sık, sık görüşün. Onlarla yalnız
sorun ortaya çıktığında görüşmekten kaçının.
Sürekli görüşerek aynı hedefler için
çalışmalarını sağlayınız.
Hiperaktif Bir Çocuk İçin Yapılabilecek
Değişiklikler
-Hiperaktif
bir çocuğu sakinleştirmeniz pek mümkün
değildir, ama faaliyeti net bir şekilde
açılayarak, işini iyi bir şekilde yapmasına
yardım edebilirsiniz. Vereceğiniz emir ve
talimatların kısa ve belirli olmasına çok dikkat
etmelisiniz. Çocuğa neyi yapmayacağını değil de,
küçük açıkça belirlenmiş görevler veriniz. Basit
ifadelerle çocuğun durumunu kendisine
hatırlatarak hakkındaki bilgisini ve
duyarlılığını arttırmasına yardımcı olunuz.
Faaliyetleri organize ederken sakin bir davranış
ve ses tonu içinde olmaya çalışınız.
-Çocuğun öğreneceği konuda atılacak adımları ve
işin yapılış sırasını öğrenmesi halinde,
bireysel talimatları azaltmaya
başlayabilirsiniz. Çocuk kendisinden daha emin
bir hale geldikçe ve kendisini daha iyi kontrol
etmeyi öğrendikçe onu daha çok heyecanlandıracak
hatırlatmaları azaltmalısınız. Bu noktada
çocuğun dikkat süresinin uzatılması ve işe karşı
ilgisinin arttırılması çalışmalarına
başlayabilirsiniz. Mesela, bir defada birden
fazla talimat vermeye ve ondan sonra ne
yapılacağını açıklamaya başlayabilirsiniz.
-Bu çocuklarla halka şeklinde çalışma çok
zordur. Dürtülerinin ve vücutça hareket etme
ihtiyaçlarının çok olmasına, dikkatlerini bir
noktada toplama güçlüklerine rağmen onlardan
yerlerinde sessizce oturmaları, birkaç konuyu
içine alan ve grup liderinin uzaktan izlediği
bir grup tartışmasını on dakika izlemeleri
istenir.
-Halka şeklinde yapılan çalışmada, en iyi metot
çocuğu sık sık uyarmaktır. Çocuğun enerjisi iş
üzerinde toplandığı zaman vücutça daha az
hareket ettiği görülür. Çocuğu uyarmak dikkat
süresini bir miktar arttırabilir. Sorular
arasındaki süre azaldıkça yani sorular
sıklaştıkça çocuğun dikkatinin dağılma tehlikesi
azalır. Bununla beraber ders yılının
başlangıcında çok hareketli bir çocuktan konu
üzerinde dikkatini uzun süre devam ettirmesi
gibi bir davranış beklenemez. Bunun içi
çalışmalar kısa tutulup sık sık talimat
verilmelidir. Çocuk için her zaman alternatif
bir faaliyet bulundurunuz.
-Bazı çok hareketli çocuklar, özellikle yanında
onun ilgilerini paylaşan bir yetişkin oturursa
diğer çocukların çalışmalarına bakarak bir işi
çok kolayca öğrenebilirler.
DERLEYEN: KARABÜK REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
ÖZEL EĞİTİM BÖLÜMÜ-2008